alexa Panerai Central | Khalil Ghorbani | Officine Panerai | Röportaj | Horobox
Horobox

Panerai Central Röportajı

wlogo_OFF-C-NE_PANERA-.jpg

SO: Sevgili Khalil, Horobox’a hoş geldin.

PC: Hoş buldum, bu güzel oluşumda yer almaktan çok memnun oldum.

SO: Bizler de seni Instagram'daki Panerai Central hesabından tanıyoruz. Markayla bir gönül bağın olduğunu anlamak zor değil. Bu tutkunun nasıl başladığını bizlerle paylaşabilir misin..?

PC: Saat tutkum küçük yaşta başladı. Fossil modelleriyle başlayan merakım Movado ile devam etti. Sonrasında lüks saatler hakkında bilgi toplamaya başladım ama açıkçası duyduğum markalar hep Rolex veya Omega gibi bilinen örneklerdi. Liseye devam ettiğim 1999 senesinde bir aile dostumuzun kolunda ilginç bir saat gördüm. Oldukça büyük bir saatti, kadranında yine büyük sayılar vardı ve garip bir de kurma koluna sahipti. Saate bakmak istediğimi söyledim ve elime aldığım anda âşık oldum diyebilirim. Saatin markasının Panerai olduğunu öğrendim. Lüks saatlerle daha yeni yeni aşina olmaya başladığımdan markayı henüz duymamıştım. Hemen internete girdim ve markayı araştırmaya başladım. Marka hakkında yazılanları okudukça Panerai’a olan sevgim daha da arttı. Paneristi.com’a üye oldum ve sitede ne var ne yok her şeyi okudum. İşte bu noktada kendime söz verdim; lüks bir saat alabilecek hale geldiğim zaman ilk alacağım saat kesinlikle bir Panerai olacaktı. Bu arada ilk gördüğüm Panerai’in aslında sahte bir saat olduğunu öğrendim. O dönemde bu haber karşısında şoke olmuştum ama şu an açıkçası önemsemiyorum zira o saat sayesinde kendimi bambaşka bir dünyanın içinde buldum. O saat olmasaydı belki kendime bir Rolex alırdım ve Panerai Central da hiç olmazdı :)

Khalil-Panerai-Central-2.jpg

SO: Sadece bir markaya bağımlı bir projenin içinde olmanın olumlu ve olumsuz yönlerinden bahsedebilir misin..?

PC: Olumlu yönler ile başlayalım. Tek bir markaya bağımlı bir projenin içinde yer almanın bence en önemli getirisi gerçekten sadık bir takipçi kitlesine ulaşmam oldu diyebilirim. Bu sayede ne istediğini bilen, marka hakkındaki paylaşımlardan haberdar olmak için gerek Instagram hesabını gerek ise bloğu takip eden bir takipçi profili oluştu. Bu arada marka bünyesinde yer alan pek çok insanla kişisel anlamda daha kapsamlı bir paylaşımım oldu. Projenin tek sorumlusu olduğumu hesaba katarsak eğer, farklı markalarla uğraşmanın ve o markalarda çalışan insanlara tek tek ulaşmanın ne derece yorucu olduğunu tahmin etmek zor değil. Olumsuz kısmına geçelim. Kendinizi belli bir markaya adadığınızda kendinizi endüstriyel anlamda zor bir konuma sokmuş oluyorsunuz. Horoloji dünyasının gözünde o markayla bir nevi evli gibi görülüyorsunuz. Herkes markanın bir hayranı olduğunuzu ve tarafsız olamayacağınızı düşünüyor. Ben incelemelerimde olabildiğince tarafsız olmaya gayret ediyorum. Herkesin o markayı çok sevdiğimi bildiği kadar, bir hatasını bulduğumda söylemekten sakınmayacağımı da bilmesini istiyorum. Geçtiğimiz SIHH bünyesinde yaptığım görüşmelerde benim Panerai’den başka saat takmayacağımı düşünen insanlara o kadar fazla aynı cevabı verdim ki artık cevabım önceden yazılmış bir metin gibi algılanmaya başladı :)  İlk aldığım lüks saat markası üzerine yoğunlaşan bir sosyal medya oluşumunun içinde yer alıyor olsam da sonuçta Horolojinin hemen her konusuna meraklı bir saatseverim.

SO: Officine Panerai projeni nasıl destekliyor..?

PC: Panerai benim projemi desteklemeye başladığında takipçi sayım 10K civarındaydı. Şu an Cartier’de çalışan ve o dönem Panerai Beverly Hills Boutique müdürlüğünü yapan Chad’e ulaştım. Kendisi beni Panerai Kuzey Amerika bölümünden Tom’a ulaştırdı. Oradan sonra da NY’ta bulunan Michele Gallagher ile bir araya geldim. O günden bu güne sağ kolu Allison ile birlikte projemizi daha iyi hale getirebilmek için beraber çalışıyoruz. Kuzey Amerika ekibinde yer alan herkesin bu projede emeği olduğunu söyleyebilirim. Bu muhteşem işbirliğimizin neticesi olarak SIHH’e davet edildim ve Panerai’in farklı bölgelerdeki sorumlularıyla tanıştım. Bu benim için çok önemli bir deneyim oldu.

SO: Richemont döneminden en beğendiğin Panerai hangisi..?

PC: Hmm.. Cevaplaması oldukça zor bir soru oldu.. Beğendiğim iki ayrı model olarak cevap versem olur mu..? Eğer bir Luminor seçmem gerekirse bu burun farkıyla PAM172 Tantalum geride bırakan PAM317K Dark Knight olur. PAM317 modelinin pek çok öne çıkan yönü var. Tarihi açıdan daha önemli modeller olduğunu biliyorum ama PAM317’nin bende ayrı bir yeri var. Umarım ileride ben de bir PAM317 sahibi olurum. Radiomir’e gelelim. Eğer beni biraz tanıyorsan California kadranlara olan düşkünlüğümü de biliyorsundur, dolayısıyla cevabım kesinlikle PAM249. Özellikle mavi kollar çok hoşuma gidiyor. Submersible’da ise Bronzo’nun yerini tutabilecek başka bir model olduğunu düşünmüyorum o bakımdan tercihim orijinal versiyon olan PAM382.

SO: Limitsiz bir bütçe söz konusu olsaydı ilk alacağın saat ne olurdu..?

PC: Eğer Panerai özelinde konuşuyorsak PAM578 Titanium Tourbillon derdim ancak artık PAM600 Minute Repeater alışveriş listemde en üst noktada yer alıyor. Eğer Panerai dışında bir marka dersek de tercihim Patek Phillipe 5270 Perpetual Calendar olur.

Khalil-Panerai-Central-3.jpg

SO: Bronz Panerai'lere karşı ciddi bir talep söz konusu. Her Panerista mutlaka bir bronz Panerai istiyor. Bu bronz modeller hakkında ne düşünüyorsun..?

PC: Açıkçası bu konu hakkında biraz yıpranmış hissediyorum. Orijinal bronzoyu çok seviyorum çünkü benim gözümde bambaşka bir model. İlk çıktığında o kadar fazla ilgi görmemişti açıkçası ancak kısa zaman içinde herkesin istediği kült bir model haline geldi ve bu durum aynı şekilde fiyatlara da yansıdı. Modelin ikinci versiyonu birkaç yıl önce tanıtıldığında bu durum insanların pek de hoşuna gitmedi zira ilk versiyonun bir daha tekrarlanmayacak özel bir model olması bekleniyordu. Bence Panerai’in daha fazla bronz model üretmemesi lazım. Eğer başka modeller eklenirse bronzo bana iyice sıradan görünmeye başlayacak ve o ilk başlardaki havasını tamamen yitirecek. Bunun yanı sıra bence bronzo en iyi Submersible kasasıyla uyum sağlıyor. Diğer kasa modellerinde Submersible’da durduğu kadar iyi duracağını sanmıyorum.

SO: Gelecek beş yıl içerisinde prim yapmasını beklediğin modeller var mı..?

PC: Bu tür spekülatif mevzularda çok başarılı değilimdir aslında ama basit bir tahmin yapmak gerekirse PAM001 veya üretimden kalkan PAM616 CarboTech gibi Floransa modellerinin prim yapabileceğini söyleyebilirim. Aynı konumda gördüğüm diğer bir saat de temini hiç de kolay olmayan PAM605 modeli. O saatin enfes bir kadranı var ve sadece Floransa’dan temin edilebiliyor olması markanın hayranları açısından değerini arttırıyor. Modern örnekler arasından bir PAM203 veya PAM21’de olduğu gibi değeri artacak modeller pek göremiyorum ama yanılıyor da olabilirim tabii ki.

SO: Panerai Central kısa zaman içerisinde hem Instagram hem de internette çok başarılı bir konuma geldi. Yakın zamanda gündeme gelmesi muhtemel yeni proje var mı..? Varsa biraz bahsedebilir misin..?

PC: Dünyanın farklı bölgelerinde yer alan Panerai merkezleriyle bir araya gelmeye, Panerai camiasına yönelik ortak organizasyonlar düzenlemek için çalışıyorum. Dünyanın her noktasından takipçim var ancak ben ABD’deyim dolayısıyla onlara geri dönüş yapabilmem, çok sevdikleri markalarıyla buluşturabilmem gerekiyor. Takipçilerim ve okuyucularım olmasa Panerai Central da olmazdı. Endonezya ve Singapur’da çeşitli bağımsız aktiviteler mevcut ancak ben bu aktiviteleri her yıl düzenlenecek organizasyonlar haline getirmek, hatta her sene dünyanın farklı bir noktasına Panerai Dünya Kupası gibi bir etkinlik düzenlemek istiyorum. Panerai Central’ı bulunduğu noktadan bir sonraki seviyeye taşımayı ve Panerai’in diğer markalara göre en büyük üstünlüğü olduğuna inandığım camiasını bir araya toplamayı çok isterdim. Belki zaman gelir, bir Panerai Central Special Edition modelini de görürüm, kim bilir..?

Khalil-Panerai-Central-4.jpg

SO: Panerai dışında hangi markayla bu tür bir projede beraber yer almak isterdin..?

PC: Zor bir soru çünkü beğendiğim pek çok farklı marka var. Listeyi elemek gerekirse eğer sanırım tercihlerim Audemars Piguet, Patek Phillipe ve F.P. Journe olurdu.

SO: Pek çok markada olduğu gibi Panerai de üretim adetlerini azalttı. Bu durum senin açından Panerai’i ne şekilde etkiler..?

PC: Bana kalırsa bu durumun her iki yönden de sakıncaları var. Bir yandan pazarda pek çok marka üretim adetlerini kısıyor, diğer yandan aynı markalar yaratıcı fikirler üretmeye ve hem kendilerine kar sağlayacak hem de müşterileri memnun edecek yeni ürünler tasarlamaya çalışıyor. Bence bu iki durumun birbiriyle uyum içerisinde planlanması lazım. Eğer üretim adetleri kısılıyorsa, Ar&Ge konusunda yapılan yatırımların da arttırılması gerekir. Bu anlamda PAM600 Minute Repeater markanın nelere kadir olduğuna iyi bir örnek bence. Eğer bu dengeyi kurabilirlerse sorun olmaz. Belki bu durum Purist’lerin hoşuna gitmeyecektir zira onlar her şeyin Panerai’in tarihi ile alakalı olmasını ister ancak, bazı zamanlar adaptasyon gerektirir. Ne yaparsanız yapın herkesi memnun etmeniz mümkün olmayacaktır ama markanın hak ettiği yere ulaşması da kaçınılmazdır.

SO: Bir mucize oldu ve Bay Bonati sizden bir sonraki Panerai modelini tasarlamanızı istedi. Bu nasıl bir model olurdu..?

PC: Sonunda Panerai Central Limited Edition modelini yapmaya karar verdiler yani, öyle mi..? :) Sanırım PAM317 benim kendim için tasarlayacağım model olurdu. Belki biraz değişiklik yapıp seramik bir Luminor kasası kullanabilir, güneş ışığı desenli mavi bir kadran da ekleyebilirdim. PAM570’te olduğu gibi iskelet bir mekanizma da tercih edebilirdim. Sanıyorum sadece bir GMT kolu ve küçük saniye dışında başka bir ekleme yapmazdım. Müthiş komplike veya süper bir model olmadığının farkındayım ama yine de farklı duracağından da eminim.

SO: Instagram sayfan mükemmel duruyor. Bu göz ziyafeti için ayrıca teşekkür ederiz. Ayrıca Horobox’ta da paylaşımlarını görmek isteriz. Tekrar görüşmek dileğiyle..








Benzer Haberler