Cenevre Saatçilik Grand Prix'i (Grand Prix d’Horlogerie de Genève - GPHG), saatçiliğin kültürel ve sanatsal zirvesini simgeleyen seçkin bir etkinliktir. Saat dünyasının "Oscar'ları" olarak anılan bu prestijli organizasyonun finalist sergisi, İsviçre ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yıl dönümünün kutlandığı bu anlamlı yılda, ilk kez İstanbul'da, Vakko ev sahipliğinde saat tutkunlarıyla buluştu.
GPHG, 2001 yılında kurulmuş ve 2011’den bu yana bağımsız bir vakıf olarak faaliyet gösteren, saatçilik sektöründeki en yaratıcı ve teknik açıdan en üstün eserleri ödüllendirmeyi amaçlayan bir platformdur. Her yıl Cenevre'de gerçekleşen görkemli ödül töreni öncesinde, Tokyo, New York, Paris, Singapur, Dubai ve Macao gibi dünyanın önemli kültür ve lüks merkezlerini dolaşan bu seçkin sergi, İstanbul'un bu küresel rotaya dahil olmasıyla Türkiye'nin lüks saat pazarındaki yükselişini ve kültürel ağırlığını teyit etmiştir.
Vakko Hotel Sumahan Bosphorus’un Boğaz’a nazır, zarif atmosferinde gerçekleşen serginin açılışı, Türkiye ile İsviçre arasındaki güçlü bağların ve ortak değerlerin bir kutlaması niteliğindeydi. Açılışa katılan İsviçre Büyükelçisi Guillaume Scheurer, GPHG Vakfı Başkanı Raymond Loretan, Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko, Vakko CEO’su Jaklin Güner ve Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, etkinliğin önemine ve yarattığı kültürel sinerjiye vurgu yaptılar.
Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko, serginin yüksek saatçiliğe, zamanın sanatına ve mükemmeliyetçiliğe bir övgü olduğunu dile getirdi. Hakko, Vakko'nun moda ile başlayan yolculuğunu sanat, kültür ve zanaatın farklı alanlarıyla birleştirme vizyonunun doğal bir uzantısı olarak, saatçiliğin en prestijli uluslararası platformunu Türkiye'ye getirmenin gururunu yaşadıklarını belirtti. Bu iş birliğinin aynı zamanda İsviçre saatçiliğinin sanatsal ruhunu Türkiye'ye taşıyarak, iki ülke arasındaki yüz yıllık dostluğu anlamlı bir anda onurlandırdığını vurguladı. Vakko'nun estetik ve kültürel vizyonuyla uyumlu bu etkinlik, markanın mükemmeliyet anlayışını bir kez daha gözler önüne serdi.
GPHG Vakfı Başkanı Raymond Loretan ise, Türkiye'de ilk kez sergi düzenlemekten duydukları memnuniyeti dile getirerek, GPHG'nin çağdaş saatçiliğin yaratıcılığı ve mükemmeliyetine dair eşsiz bir panorama sunduğunu ifade etti. Loretan, Vakko gibi güçlü ve prestijli bir ortakla çalışmaktan mutluluk duyduklarını, hedeflerinin ise İstanbul'da ve tüm Türkiye'de saatçiliğin sanatsal yönüne dair merakı ve tutkuyu canlandırmak olduğunu belirtti. Bu kültürel iş birliğinin, İsviçre ile Türkiye arasındaki dostane ilişkileri pekiştiren verimli bir adım olduğunu sözlerine ekledi.
İsviçre Büyükelçisi Guillaume Scheurer'in konuşması ise etkinliğin ekonomik ve diplomatik boyutunu gözler önüne serdi. Büyükelçi, iki ülke arasındaki 100 yıllık dostluğun karşılıklı saygı ve iş birliğine dayandığını vurguladı. Zanaatkârlık, mükemmellik ve yenilikçiliğin İsviçre kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve bu değerlerin Vakko'nun yaratımlarında da hayat bulduğunu belirtti. Scheurer, Türkiye'nin İsviçre'nin altıncı en büyük yabancı yatırımcısı konumunda olduğunu ve ekonomik bağların sürekli geliştiğini ifade etti. Bu bağlamda, Türkiye'nin İsviçre'nin saat ihracatı gerçekleştirdiği ülkeler arasında 16. sıraya yükselmesi ve sadece Temmuz ayında ihracatın bir önceki yıla göre yüzde 21,5 oranında artması, GPHG sergisinin zamanlamasını ve anlamını pekiştirdi. Şanghay'dan sonra İstanbul'a gelen bu seçkin koleksiyonun, iki ülke arasındaki kültürel diyaloğu güçlendiren ortak bir kutlama olduğunu sözlerine ekledi.
Sergi, 15 – 20 Ekim 2025 tarihleri arasında, GPHG jürisinin 15 farklı kategoride belirlediği 57 markanın 90 finalist saatini bir araya getirdi. Amida, Audemars Piguet, Breguet, Bvlgari, Chopard, Czapek, Grand Seiko, Greubel Forsey, Hermès, Louis Vuitton, MB&F, Parmigiani Fleurier, Piaget, Van Cleef & Arpels ve Zenith gibi dünyanın önde gelen saat markalarının yer aldığı bu seçki, izleyicilere zamanın ötesine geçen bir zanaatkârlık yolculuğu sundu. Finalist saatler, yüksek saatçiliğin teknik ustalığını, estetik zarafetini ve yaratıcı tasarımın sınırlarını zorlayan yeniliklerini gözler önüne serdi.
Sergi süresince düzenlenen rehberli turlar, ziyaretçilere finalist saatlerin ardındaki yaratıcı süreci, teknik mükemmeliyetleri ve her bir modele ilham veren özgün hikâyeleri yakından tanıma fırsatı sundu. Geleneksel vitrin anlayışının ötesine geçen modern sergileme düzeni, katılımcıların saatlerle doğrudan ve engelsiz bir etkileşim kurarak, yüksek saatçiliğin inceliklerini birebir deneyimlemesine olanak tanıdı. Bu, saat tutkunları için yalnızca görsel bir şölen değil, aynı zamanda zanaatkârlığın, teknolojinin ve tasarım estetiğinin kesişim noktasını keşfetme alanı oldu. GPHG, saatçilik kültürünü uluslararası ölçekte tanıtmayı ve saatçiliği sanatsal bir ifade biçimi olarak yüceltmeyi misyon edinmiş, sektörün en saygın organizasyonu olarak bu önemli buluşmayla İstanbul’un kültürel zenginliğine unutulmaz bir katkı sağladı. Bu sergi, Türkiye'deki saat koleksiyonerleri ve meraklıları için ufuk açıcı, ilham verici ve derinlemesine bir horoloji deneyimi sunarak, İsviçre saatçiliğinin değerlerini evrensel ölçekte bir kez daha öne çıkardı.