alexa Spekülatif Lüks Saat Piyasası | Rolex | Patek Philippe | Seiko | Horobox
Horobox

Spekülatif Lüks Saat Piyasasıyla Kapitalizmin Sınırlarını Zorlamak

horobox_logo-yeni-.png

Günümüz saat piyasasında bazı modeller tarihçeleri ve tasarımlarıyla olduğu kadar ulaşılmazlıklarıyla da bolca gündeme gelmekte. Bu saatler, aylar, hatta bazen yıllar alan bekleme süreleri ve liste fiyatının oldukça üzerinde fiyat etiketleriyle saat dünyasını ikiye bölmüş durumda.

spekulatif-luks-saat-piyasasi-5-.jpg

Öyle bir model düşünün ki, ona ulaşmak için belirsiz bir zaman beklemek zorundasınız veya saate sahip kişi/bayii sizden liste fiyatından anormal derecede fazla bir para talep ediyor. Tepkiniz ne olurdu? Maalesef, bu tarz modellerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Üstelik üreticiler de, bayiiler de durumdan çok memnun. Sanırım şikâyetçi olan tek bir kesim var, o da söz konusu saate henüz ulaşamamış olanlar...

spekulatif-luks-saat-piyasasi-2-.jpg

Saat dünyasında bayiiler tarafından yapılan indirimler oldukça rastlanan bir durumdur. Modele özgü talep ve satış stratejilerine istinaden belirlenmiş tatminkâr indirim oranlarıyla hepimiz karşılaşmışızdır. Haliyle bırakın indirimsiz almayı, istenilen ürüne ulaşılamaması durumu moralimi epey bozmakta. Peki, bundan birkaç sene önce aklımıza dahi gelmeyecek bu durumla şu anda neden karşı karşıyayız?

spekulatif-luks-saat-piyasasi-3-.jpg

Lüks tüketimde mantığın oldukça geri planda kaldığı yadsınamaz bir gerçek. Söz konusu obje, bir ihtiyaçtan ziyade hislere hitap eden bir araç ve işin içine duygular girdiğinde gerçek bir değer belirlemek oldukça güç. Hele bir de marka faktörünü hesaba kattığımızda durum gerçekten içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Maliyet hesabını bir kenara bırakıp, saatlerin tarihçeleri, mekanizmaları, üretim teknolojileri gibi farklı kalemleri düşünerek sonuca ulaşmaya çalışırsak eğer, onlar için istenen bedellere rasyonel gerekçeler bulmak bir hayli zorlaşıyor. Şimdi hesaba bir de istenen fiyatları ödemeyi kabul etsek dahi sonuca ulaşamadığınız senaryoları katalım. Sinir bozucu tanımlaması dahi içine düştüğümüz durumu açıklamakta yetersiz kalıyor. İşte tüm bu mantıksızlığın içinde bir mala olan talebi belirleyen “gerçek” unsurların dışında, yapaylıklarla karşı karşıya geliyoruz.

spekulatif-luks-saat-piyasasi-4-.jpg

Yapay kelimesi ile ne kastettiğimi detaylandırmak istiyorum. Bir malın değerini üreticiler ve tüketiciler beraber belirliyorlar. Üreticinin amacı tüketiciye sunduğu tecrübe veya ürün karşısında makul bir fiyat belirleyerek azami karı sağlamak. Tüketici ise talep edilen fiyat karşılığında tatmin edici bir tecrübe veya ürüne ulaşmayı hedefliyor. Sorun şu ki ulaşmayı hedeflediğiniz ürün tamamen üreticinin kontrolünde, satış stratejileri gereği ve pazarlamanın doğasına aykırı bir şekilde talepten çok daha az sayıda üretiliyor. Müşteri sayısı ise her geçen gün artıyor. Haliyle astronomik fiyatlara el değiştiren saatler görmeye başlıyoruz. Bu ne saçmalık değil mi? Kapıda o saati almak için kuyrukta bekleyen yüzlerce hatta binlerce müşteri ve satıcının cevabı üzgünüm saat yok. Eminiz ki üreticiler hepimizden daha akıllı, hatta sinsi demek daha doğru olur. Bu durum, ürünü olduğundan daha özel bir hale sokmak ve ona sahip olabilen şanslı kitleye de kendini daha özel hissettirmek için yapılan küçük bir oyundan ibaret. Biz, o saate ulaşamayanlar da oyundaki figüranlarız. Daha doğrusu, umutsuzca istediğimiz saatlere kavuşacağımız günü bekleyenleriz.

spekulatif-luks-saat-piyasasi-1-.jpg

Herhalde bu günlerde bir Rolex GMT-Master 2 126710BLRO veya Daytona 116500LN’ye ulaşmak Mars’a gitmekten daha zordur. Patek Philippe Nautilus 5711 için bahsi geçen ve yıllarla ifade edilen bekleme listelerine ise mantıklı bir açıklama bulmak mümkün değil. Sadece üst düzey markalar değil, hiç tahmin edemeyeceğiniz modellerde de benzeri durumlarla karşılaşmak mümkün. Seiko’nun 2017 yılında çıkardığı Steve Jobs’un da zamanında sahibi olduğu modelin yeniden üretimi şu anda liste fiyatının birkaç katından el değiştirmekte.

126710-blro-rolex-gmt-master-2.jpg 116500ln-rolex-cosmograph-daytona-.jpg

patek-philippe-nautilus-5711-.jpg seiko-steve-jobs-nano-universe-.jpg

Şimdi biraz da içerden bilgiler paylaşalım. Rolex örneğinden yola çıkarsak; bayiye girdiniz ve 2018 yılında tanıtılan mavi-kırmızı seramik bezelli çelik kasalı GMT-Master 2 modelini almak istediğinizi söylediniz. Cevap elbette saat elimizde yok olacaktır. Ne zaman geleceğine dair de bir bilgi yok çünkü Rolex bu tarz özel ilgi gören saatleri bayilerine rastgele zamanlarda ve adetlerde dağıtıyor. Durumu kabullendikten sonra önünüzde iki seçenek bulunmakta. İlki sadece saat geldiğinde aranmak istediğinizi belirtip oradan ayrılabilirsiniz. İkincisi ise değişen miktarlarda veya saatin bedelinin tamamını içeren kaparo bırakmak. Üstelik sahip olmadığınız ve ne zaman da olacağını bilmediğiniz bir ürün için. Çünkü bayinin gözüne girmek gerekiyor. Aksi takdirde daha özel müşteriler sırada sizin önünüze geçebilir ve zaten geçiyorlar da. Yılda onlarca saat alan bir müşteriyle aynı kefede değerlendirileceğinizi düşünmüyorsunuzdur umarım. Sonuç bir adet mutsuz ama umutlu müşteri ve her zaman malını satma lüksünü doyasıya yaşayan bayi ve üretici. Yapay olarak oluşturulan bu durum neticesinde saatlerin bulunamaması, üretici lehine bir senaryoya dönüşüyor. Artan talebe rağmen üretimi artırmamakla zor bulunurluk ve dolayısıyla münhasırlık artıyor. Müşterilerin ve rakiplerin nazarında artan saygınlık da cabası.

126710-blro-rolex-gmt-master-pepsi.jpg

Bilhassa markaların giriş seviye modellerinde yaratılan bu yapay algının, uzun yıllar daha bizimle olacağından hiç şüphem yok. Peki, bir müşteri olarak bu durumdan kendimizi nasıl koruyabiliriz? Seçeneklerden ilki mevzu bahis alışverişten vazgeçmek. Bu söylediğim bu denli duygularla hareket edilen bir alanda elbette pek geçerli bir seçenek değil. Benim taktiğim ise listeye adımı eklettikten sonra benzer özelliklere sahip geçici bir başka saati almak oluyor. Sıra bana gelene kadar ikinci tercihimin tadını çıkarıyorum. Büyük gün geldiğinde eğer ikinci ve esas saat için yeterli bütçem yoksa ilkini elimden çıkarıyorum. Evet, ilkinde bir miktar zarar ediyorum ancak asıl saatin sahip olduğu spekülatif artmış değeri ilkinden ettiğim zararı amorti etmeme fazlasıyla yetmiş oluyor.








Benzer Haberler